Yaşasın Doğa
Uzun zaman sonra çok güzel bir yerdeydik. Havalar çok soğuktu, yağmurların dinmesini ve karların erimesini bekledik sabırsızlıkla... Belki o gün serindi hava ama çok özlemiştik ve nihayet o muhteşem ortamdaydık yine.. Önce bahçede bizim için hazırlanmış döner ekmeklerimizi ve ayranlarımızı yiyerek karnımızı doyurduk. Daha sonra özlediğimiz hayvanat bahçesine gitmeye karar verdik öğretmenlerimizle. Çok özlemiştik develeri, devekuşlarını, ceylanları, atları, minik ve şakacı köpeğimiz zeytin` i, ponpon tavşanları, kümeslerindeki tavukları ve minik civcivleri. Ama o sırada hiç görmediğimiz biri ile karşılaştık, daha doğrusu bizim yanımıza geldi bizleri tanımak istiyordu yavru sıpa, onu sevdik ve şekerler verdik... Hava soğuktu ama bu bizim ihtiyacımız olan oksijeni almamıza ve doğayı gezmemize engel değildi ve başladık orman da kısa bir gezi yapmaya. Kış bitip ilkbahara girerken daha değişik geldi bize, çünkü biz yemyeşil ve sıcak günlerinde gelmiştik hep.
Ve sıra gelmişti Polo, Çıtır ve Pıtır, Zeytin, Papatya ve diğerlerinin yanına gidip onların sırtına binmeye. Özlediğimiz atlarımıza binmeyi, gezmeyi istiyorduk ve kapalı harada bu özlemimiz giderdik... Ve sıra ayrılık zamanına gelmişti ama tekrar geleceğiz bu güzel yere. Aaa söylemeyi unuttuk biz nerede miydik? Evet evet bildiniz okulumuz Doğa Koleji’nin, adı gibi Doğa ile iç içe olan Beykoz Kampüsü’ndeydik... Biz okulumuzu ve doğayı çok seviyoruz ve biliyoruz ki doğa’yı korumak için gerekli olan bütün bilgileri okulumuzda öğreniyoruz. Çünkü biz Doğanın Çocuklarıyız.















07 Mart 2008 Cuma